Velayet davaları, boşanma veya ayrılık sürecinde en hassas konuların başında gelir. Mahkemeler, çocuğun velayetini belirlerken tarafların taleplerinden ziyade, çocuğun üstün yararını göz önünde bulundurur. Çocuğun üstün yararı ilkesi, çocuğun fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişiminin en iyi şekilde sağlanmasını amaçlayan temel bir hukuk prensibidir.
Çocuğun üstün yararı ilkesi, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi başta olmak üzere birçok ulusal ve uluslararası hukuk normunda yer alan bir kavramdır. Bu ilke, çocuğun gelişimi için en uygun ortamın sağlanmasını, duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarının karşılanmasını ve güvenli bir yaşam sürmesini amaçlar.
Mahkemeler, çocuğun üstün yararını belirlerken çeşitli faktörleri göz önünde bulundurur:
Mahkemeler, psikologlar, pedagoglar ve sosyal hizmet uzmanlarının raporlarına dayanarak karar verebilir. Uzmanlar, çocuğun ruh sağlığı, ebeveynlerin tutumu ve yaşam koşulları hakkında değerlendirmeler yaparak mahkemeye rehberlik eder.
Velayetin kesinleşmiş olması, değiştirilemeyeceği anlamına gelmez. Eğer velayet hakkına sahip ebeveynin çocuğun bakımını ihmal ettiği, şiddet uyguladığı veya çocuğun üstün yararını gözetmediği tespit edilirse, diğer ebeveyn velayet değişikliği talep edebilir.
Velayet davalarında en önemli ilke çocuğun üstün yararıdır. Mahkemeler, tarafların çıkarlarını değil, çocuğun geleceğini ve sağlıklı gelişimini esas alarak karar verir. Bu nedenle, velayet davalarında uzman desteği almak ve çocuğun yararını ön planda tutmak büyük önem taşır.